Πέμπτη 4 Σεπτεμβρίου 2014

I pozzi della nostra Storia *

Un tempo

avevamo pochi pozzi

che rinfrescavano le nostre labbra

negli anni di siccità

nei tempi della sete

della locusta e dei serpenti

e sono colmi di cadaveri.

 

Il Signore, dicono, rimbambisce

colui che vuole annientare –

ma perchè proprio noi?

 

Col bindolo attingevamo

l’acqua tetra della sventura

da insipienti che eravamo

e a lungo ignorando

che lì dentro

cresce e traligna la putredine.

 

I nostri pozzi

di migliaia di anni

li abbiamo colmati

coi cadaveri dei nemici

deficienze e stupidaggine

 

e adesso

disidratati

cenciosi

privi di forze

avanziamo ansanti

e fatui

verso il futuro...

 
*Con le rivelazioni sui dispersi è risultato che i pozzi hanno “ospitato” molti morti, sia durante gli scontri intercomunitari del ’63-‘64(in prevalenza turco-ciprioti), sia nel ‘74(sopra tutto greco-ciprioti).
 

Tristezza tridimensionale


Non so se ci si addice
di indossare la felicità
con spensieratezza
come se non succedesse nulla
alle nostre disamorate
vuote carcasse
le nostre fòbiche anime
che vivono nelle tenebre
bussano
alle ultime porte
prima della frattura
del finale distacco
dal corpo
l’estremo contatto
con la nostra compiuta entità
l’unica verità
che alla fine abbiamo frammentato
per motivi tattici
in psichica
spirituale
e, veramente un po’ esitando,
corporale.
 
2009

Possiamo restare anche così

Ci siamo trovati
a vivere una situazione,
a difenderla –
a quel che dicono, col nostro sangue
e a odiarla
con fredda saggezza
e decenza.
 
Accerchiati in un
recinto di silenzi
che parleranno
con  il ribrezzo del cane
che martella la carne bollita
e il tepore.
 
Possiamo anche restare così
fino alla fine del mondo
modelli di soggezione
di follia collettiva
come genere di vita.
 
1988
 
 

All’accendersi delle lucerne

Sarà ancora là

intorno alle otto

all’accendersi delle lucerne

quando scende il buio

vengono meno le resistenze

e gli stridi delle cicale.

 

Come quando tacevano tutto il giorno

con gli spari degli obici

nelle trincee

e al loro cessare

esplodevano nelle gallerie

come gemiti.

E poi d’un tratto ancora silenzio

per regalare

un po’ di sonno ai combattenti.

 

Anche stasera saranno lì

a guardar una finestra vuota

con una fievole luce

ad alludere

che qualcuno un giorno

forse apparirà.

 

Saranno lì

nel suo bosco onìrico

all’accendersi delle lucerne

nelle gallerie della passione

da tempo bombardate.

 

Τετάρτη 3 Σεπτεμβρίου 2014

link to the French edition of "Unsteady Step" (Excerpt)

TÜRKÇEDEKİ İLK KIBRISLIRUM ÖYKÜ KİTABI: DENGESİZ ADIM (book review)

Kıbrıslırum bir öykücünün kitabı ilk defa çevriliyor Türkçeye. Kıbrıs’ın içine sürüklendiği durumu, yakın dönemdeki olayları, Kıbrıslılık kimliğini (ve de Kıbrıslırumların psikolojisini) anlatan daha iyi bir öykü kitabı düşünemiyorum.
Bu kitaptaki öykülerin çoğu Hristos Hacıpapas’ın 2009 yılında Atina’da yayımlanmış, Dengesiz Adım adlı son öykü kitabından alınmıştır. Bunun yanında, Büyük Yalan (1981), Kesinlikle Normal (1984), Eros Fırında (2001) adlı üç öykü kitabından seçilmiş altı öykü de dahil edilmiştir.
Çoğu öyküsünde anılarını veya kişisel deneyimlerini yazar Hacıpapas. Öyküleri mitoloji ve tarihten beslenir veya mitoloji ve tarihe göndermeler vardır. Toplumsal sorunlar ve meseleler öykülerinin başlıca konularıdır.    
Öykülerinin tabanı gerçekçi olsa da, tavan fantezi bulutlarındadır. Yazar, gerçek ile hayal, uyanıklık ile rüya arasındaki sınırlarla oynar sürekli. Çelişkiler ile zıtlıklar arasında gidip gelir okuyucu, şaşırır, zaman zamansa sersemler.      
Sivri dilli bir yazardır Hacıpapas. Her şeyden önce eleştireldir öyküleri. Eşitsizliğe, haksızlığa ve tahakküme karşı her zaman eleştirel yaklaşır. Dine, devlete, düzene sataşır. Öykülerindeki ‘kahramanlar’ yine de en çok kendilerine batırırlar eleştiri iğnesini. Eleştiri yaparken, ironiden, dozu değişen mizaha kadar gidip gelir yazının sarkacı. Belli bir duyguyu gülümsemeye dönüştüren elli yedi kası da harekete geçirir kimi öyküleri.   
Öykülerinde, Kıbrıslı kimliğini ve yerelliği savunur sonuna kadar. Özellikle de diyaloglarda, bolca yer verir yerel dile, diyalekte.  
Kıbrıs’ta yakın tarihte yaşanmış trajediye, işlenmiş suçlara karşı, suçluluk ve vicdanı temsil eder Hacıpapas’ın öyküleri.       
Ne kadar politikse, o kadar da erotiktir Hacıpapas’ın öyküleri (Politik-erotik, tam da Kıbrıs’a göre bir tür!) Özellikle de son iki kitabındaki (Eros Fırında ve Dengesiz Adım) öykülerde bol bol cinsel göndermeler, erkek-kadın arasındaki cinsel çekim/gerilim, yani genel olarak erotizm eksik değildir.
Bence, Hristos Hacıpapas, Kıbrıs’ta yaşayan öykücüler arasında en iyisidir. Ve inanıyorum ki, Kıbrıslıtürk öyküsü için esinleyici bir kitap olacaktır bu. 


Gürgenç Korkmazel
7 Haziran 2014 Cumartesi, Gaile

Unsteady Step in Turkish (cover)